Make your own free website on Tripod.com


...VE DELİ YÜREK ARAMIZDA

Yeni Ufuklar Kulübü olarak bir kez daha başarılması güç bir organizasyona imzamızı attık; bu zamana kadar bir çok kulübün getirmek istediği DeliYürek filminin başarılı ve yakışıklı oyuncusu Kenan İmirzalıoğlunu Fatih Üniversitesi öğrencileri ile buluşturduk.

Sadece omu? Elbette hayır; filmin başarılı yönetmeni Osman Sınav ve önemli oyuncularından Emin Gürsoy da aramızdaydı.

DELİYÜREK BUMERANG CEHENNEMİ Üniversitemiz öğrencilerinin oyları ile "YILIN EN BAŞARILI YERLİ SİNEMA FİLMİ" seçildi.
"YILIN EN BAŞARILI YÖNETMENİ" seçilen Osman Sınav
"YILIN EN BAŞARILI ERKEK OYUNCUSU" seçilen Kenan İmirzalıoğlu
ve filmde ki başarısından dolayı Sayın Emin Gürsoy
Yeni Ufuklar Kulübü'nün düzenlediği bir törenle ödüllerini aldılar.

Ödül Töreninden sonra konuklarla söyleşi kısmına geçildi ve öğrenciler dizi, sinema filmi ve oyuncular hakkında merak ettikleri her şeyi sordular.

Genelde sorular Kenan İmirzalıoğlu ile filmde canlandırdığı Yusuf Miroğlu karakteri arasındaki benzerlik üzerine yoğunlaştı. Yakışıklı oyuncu her ne kadar inkar etse de gerçekten aralarındaki benzerlik aşikardı.
İzleyiciler arasındaki yaygın kanı artık Kenan İmirzalıoğlu'nu farklı rollerde de görme isteğiydi.
Ayrıca merak edilen bir konuda dizinin ve sinema filminin konusu dolayısıyla bir tepki alıp almadığıydı. Osman Sınav tepki aldıklarını ancak söylediklerinin hepsinin gerçek olduğunu belirtti.

Programda ayrıca Emin Gürsoy Kuşçu'nun ağzından bir şiir okudu.
Öğrencilerin yoğun katılımları ile gerçekleşen program konuklarımızı oldukça memnun etti.
Osman Sınav gördükleri yoğun ilgiden büyük pozitif elektrik aldıklarını söyleyerek bundan sonra daha da güzel projelere imza atacaklarını söyledi.
Yeni Ufuklar Kulübü



 

Deli Yürek: Bumerang Cehennemi
 Gösterim Tarihi: 7 Aralık 2001
Yönetmen: Osman Sınav
Senaryo: Naci Şaşmaz, Osman Sınav
Görüntü Yönetmeni: Tevfik Şenol
Müzik: Aria
Oyuncular: Kenan İmirzalıoğlu , Melda Bekcan , Oktay Kaynarca , Selçuk Yöntem , Macit Sonkan , Zafer Ergin , İştar Gökseven , Haluk Kurdoğlu , Bülent Kayabaş
Türü: Macera
Süresi: 100 dk.
Yapım: 2001, Türkiye


Miroğlu Artık Beyazperde'de...
Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşanan terör tehlikesinin, halkın yaşadığı zorlukların ve çekilen acıların anlatıldığı “Deli Yürek – Bumerang Cehennemi”, Türkiye'nin büyük şehirlerinde yaşanan hayattan çok çok farklı bir hayatı gözler önüne seriyor. Televizyonlarda reyting rekorları kıran, “Deli Yürek” dizisinin sinema versiyonu olan film, Deliyürek namıyla anılan Yusuf Miroğlu adlı karakterin, terör örgütlerinin cirit attığı Güneydoğu Anadolu'da giriştiği mücadeleyi konu alıyor…

Konu: Sevgilisi Zeynep'le (Melda Bekcan) beraber asker arkadaşı Cemal'in (Oktay Kaynarca) düğünü için Diyarbakır'a giden Yusuf Miroğlu (Kenan İmirzalıoğlu), düğün sırasında suikaste kurban giden Cemal’in cinayetini aydınlatmaya karar verir. Olayı araştırmaya başlayan Miroğlu, izleri takip ettikçe kendini, hiç hesapta olmayan bir takım olayların ve büyük bir savaşın ortasında bulur.
Deliyürek



 
Sedat Peker Söyleşisinde Deliyürek
 Başrolünü Kenan İmirzalıoğlu'nun oynadığı Deli Yürek dizisi var. Dizi hakkındaki düşünceleriniz nedir?

Bir çok insan var ki, benim gibi okuduğu Köroğlu ve Robin Hood kitaplarının etkisinde kalıp başına iş açmış. Ben belki zekiyim ve bir çok çıkış yolu bulabiliyorum. Kendi derdimi anlatabiliyorum. Ben Cüneyt Arkın'ın, Kadir İnanır'ın filmlerinin etkisinde kalmış nice insanlar gördüm, cezaevine düşüyor. Orada kimi kimsesi, içecek sigarası bile yok. Bir filmin kurbanı olan inanı, çok insan gördüm. Gerçek hayat filmlerde olduğu gibi olmuyor. Senaryoyu yazan insanlara karşı, oyuncularına karşı bir tepkim yok. Anlattığı hicivlerin hepsi de doğru. Ama birileri o filmlerden etkilenip tüm gençliklerini cezaevlerinde geçirecek hadiselere bulaşırlarsa, vicdan azabı çekmeyi gerektirir diye düşünüyorum.

Filmde anlatılanları doğru buluyorsunuz, ama özellikle Miroğlu karakterinin gençlere zarar verebileceğini düşünüyorsunuz...

Senaryodaki herşey gerçek. Filmdeki arkadaşları eleştirmiyorum. Şartlar ne olursa olsun, o filmlerden etkilenenler oluyor. İnanın böylelerini çok gördüm. Cüneyt Arkın'dan kadir İnanır'dan etkilenmiş, köyündeki nişanlısına hava atmak için bir kahramanlık senaryosunun içine girmiş. Sonra cezaevlerinde kanı beş para etmeyen adamların bulaşıklarını yıkayanları gördüm. Çok dikkatli olmak lazım.

Miroğlu karakteri için Peker benzetmesi de yapıldı...

Benzetmeler yapıldı. Ben öyleyim, demiyorum. Kendimle kıyaslanmasına karşıyım. Sonuçta ben benim. O filmdeki karakter de o filmin karakteri. Köroğlu da Köroğlu'dur.
(Birol Aydın'ın Sedat Peker söyleşisinden alınmıştır)



 
Miroğlu ölüm koğuşunda
Deliyürek'te umutlar tükeniyor. Emniyete teslim olan Yusuf bu akşamki bölümde ölüm koğuşuna düşüyor

Kenan İmirzalıoğlu'nun başrolünü üstlendiği "Deli Yürek" unutulmaz maceralarıyla yaz ekranına da heyecan katmaya devam ediyor. Savaş Doğan'ın haraç kestiği 18 milyon doları elinden alan Yusuf emniyete teslim olur. Artık Yusuf için firarlık bitmiş maphusluk başlamıştır. Aslında Yusuf'un Diyarbakır'da ulaştığı bilgileri elde etmek isteyen Sir için bulunmaz bir fırsattır bu...

ÖLÜMÜN NEFESİ
Sir, Yusuf'u örgüt koğuşuna yerleştirir. Yusuf için o koğuşta kalmak mezarda olmaktan farksızdır. Olan biteni öğrenen Ağabey, Ayşegül'ü haberdar eder. Ancak ellerinden gelen çok fazla bir şey yoktur. Üstelik Savaş Doğan parayı geri alabilmek için Fahri Baba'ya işkence etmektedir. Miroğlu için ölüm, hiç bu kadar yakında olmamıştır.
Sabah



 
Deli Yürek ve sinemamız
 Türkistan’da Ahmet Yesevi Üniversitesi’nin Medeniyet Ortalığı... Görkemli gösteri salonu 800 kişilik. Salon tıklım tıklım... Sahnede yarışçılar. Beşer kişilik takımlar birbiriyle Türkçe bilgisi yarışındalar... Adları ilginç: Yesevi Torunları, Alev, Asena ve DELİ YÜREK...
     Evet yine Deli Yürek karşımıza çıkıyor. Deli Yürek takımı sahneye bir de resim asmış... İki horozdan biri YUSUF... Diğerine “Bir çöplükte iki horoz olmaz” diyor. Yusuf’un özdeyişi... Topluluk kendilerine adlar takmış... Takım lideri: YUSUF... Zeynep, Ayşegül ve Deli Yürek dizisinden diğer kahramanların adları... Yarışma sırasında sık sık Deli Yürek’ten söz ediliyor. Yanımdaki rektör yardımcısı kulağıma eğilip isteğini tekrarlıyor: “Efendim, Yusuf buraya gelmeli...”
     Şimdilerde Kazakistan’da doğan çocuklara oğul ise Yusuf, kız ise Zeynep adı verilir oldu. Halk Irak savaşının sonucu kadar Yusuf’un hapisten kurtulup kurtulmayacağını, Zeynep’in iyileşip iyileşmeyeceğini merak ediyor.
     Yahu dostlarım Ömer Lütfi Mete ve Osman Sınav... Siz neler yapmışsınız böyle... Ve görünsün nitelikli sinemanın gücü...
     Şimdi aynı başarı “Kurtlar Vadisi” için anlatılıyor. Ama onu sadece uydu anteni olanlar görebiliyor. Bir şeyler yapmalı bu tür filmler Türk Dünyası’nda daha çok gösterilmeli. 1990’a doğru Moskova televizyonlarında gösterilen “Çalıkuşu” on yılların olumsuz propagandasını nasıl da dengelemişti. Kültür Bakanımız Erkan Mumcu’ya selam ederim. Bu sinema işini sıkı tutmak gerek. Sinemaya destek vermek şart.
     Unutmayalım... ABD sineması dünyayı ele geçirmişse, bunda uzun yıllar uygulanan vergi almama siyasetinin etkisi çok büyüktür. Yine söylüyorum Batılıların dediklerine kulakları kapayıp, yaptıklarına gözümüzü açmak zorundayız.
     Kimse “yerli sinema” diye burun kıvırmasın. Hayır! O beğenmediğiniz yerli filmlerdeki “gerçeklik ve insanlık durumu”, hayranlıkla izlediğiniz Amerikan filmlerinden daha yukarıdadır. İyi Amerikan filmleri yok mu? Çook!.. Ama devede kulak... Şu televizyonları dolduran, birbirinin kopyası, bitmez tükenmez araba çarpışmaları, sonu gelmeyecek adam öldürmelere siz iyi film diyor musunuz?
     Yerli filmlerin hepsi iyi mi? Yook!.. Ama çok iyileri yapıldı ve yapılıyor. Uçurtmayı Vurmasınlar, Vizontele, Gönderilmemiş Mektuplar, Abuzer Kadayıf, Komiser Şekspir, Eşkıya son yıllarda niteliğin üst sınırlarını zorlayan yerli filmler değil mi? Demek ki yapabiliyoruz. Öyleyse daha çoğunu ve daha güzellerini neden yapmayalım.
     Neden bilgiyle ve bilinçle sinema sanatımızı ve sanayiimizi desteklemeyelim.
     Şimdilerde belki unutuldu ama 1989’da sinemamız ölmek üzereyken Kültür Bakanlığı’nın çabaları ile bugünlere gelecek yol açılmıştır. Nasıl mı? Önce sinema kurultayı, sektörle el ele işler, büyük para desteği, Orimaj’a üyelik, Oskar’a adaylık, bakanlık bünyesinde destek birimi vb. ile...
     Sen istersen yapamayacağın işler değildir bu işler...
Namık Kemal Zeybek


 

Yiğidi Gül Ağlatır
Yiğidi gül ağlatır gam öldürür

Nice namert ava çıksa
Tuzak kursa, kurşun atsa
Yiğidi çökertmez kahır

Bir dem yar hüzünle baksa
Bir gönül gözüyle baksa

Yiğidi gül ağlatır gam öldürür

Düşman yılan olup soksa
Dokuz kavim taşa tutsa
Yiğidi çökertmez kahır

Bir dem yar hüzünle baksa
Bir gönül gözüyle baksa

Yiğidi gül ağlatır gam öldürür...
Yiğidi gül ağlatır gam öldürür...
Öldürür... Eyvah...

Söz: Ömer Lütfi Mete
Beste: Cengiz Onural



 
Yusuf İdim Davut Oldum

Öfkem volkan lavlarım güneş boyu
Deniz dediğin de ne bir ufak kuyu
Şu deli yüreğimi söndürmez suyu

Buzullar tutamaz bu ateşi
Kestim işi koydum başı
Bir oldu beş duyu, hepsi de ateş duyu

Sildim dünyayı
Kara sevdayı
Kuru sevdayı
Koptu deli yüreğim
Koptu kıyamet

Çıkma önüme koca dağ yıkıl git
Budur benim tufan olup yağdığım vakit
Hangi güç vurabilir bana kilit

Yusuf idim Davut oldum
Bulut oldum, barut oldum
Bir oldu beş duyu, hepsi de ateş duyu

Sildim dünyayı
Kara sevdayı
Kuru sevdayı
Koptu deli yüreğim
Koptu kıyamet

Söz: Ömer Lütfi Mete
Müzik: Cengiz Onural



 



Türkiye
Türklerindir






 
Deli Yürek
Varlığın yakıyor, yokluğun yok ediyor
Durmuyor deli yüreğim, durmuyor deli yüreğim.

Zalım yar, zalımsın yar.
Durmuyor deli yüreğim, durmuyor deli yüreğim.

Yeryüzü almıyor bedenimi
Göklere sığamıyorum
Sessizce durup, usulca sokulmak varken
Tut kendini yüreğim diyorum.

Haydarinna rinna rinna rina nay
Haydarinna rinna nay
Haydarinna rinna rinna rina nay

Varlığın yakıyor, yokluğun yok ediyor
Durmuyor deli yüreğim, durmuyor deli yüreğim.

Söz: Ömer Lütfi Mete
Müzik: Cengiz Onural



 

UĞUR DEMİRCİ

ugurdemirci87@mynet.com



 

Deli Yürek Bumerang Cehennemi

Yönetmen: Osman Sınav
Senaryo: Raci Şaşmaz ve Osman SınavYapımcı: Mustafa Şevki Doğan
Görüntü Yönetmeni: Tevfik Şenol
Oyuncular: Kenan İmirzalıoğlu (Yusuf Miroğlu), Melda Bekcan (Zeynep), Selçuk Yöntem (Bozo), Oktay Kaynarca (Cemal), Macit Sonkan (Kasap Hasan), Zafer Ergin (Şeref), İştar Gökseven (Doğan) ve Zara.

Miroğlu Güneydoğu'da...

Merhaba sevgili mutasyoncular... Deyim yerindeyse uzun bir aradan sonra sinema köşemizde yeniden beraberiz. Bu defa bir türk filmini sizler için analiz etmeye çalıştım. Ama ne Türk filmi...

Konuya kısaca değinecek olursak, kahramanımız ve memleketin medar-ı iftiharı aynı zamanda ünlü bir Japon otomotiv markasının İstanbul distribütörü Yusuf Miroğlu can dostu Cemal'in düğünü için Diyarbakır'a gelir. Fakat Cemal bu mutlu gününde bir suikaste uğrar ve sırları ile birlikte bu dünyaya veda eder. Lakin, malumunuz kahramanımızın bedenini yeryüzü almamakta gökyüzüne sığamamaktadır. Dolayısıyla içinde Gaffar Okkan cinayeti dahil pek çok karanlık gerçek Miroğlu'nu beklemektedir.

Gerçeklerle Yüzleşmeye Hazır Olun...

Öncelikle belirtmeliyim ki ben malum Türkiye'nin en çok izlenen haber bülteninin ardından Pazartesi geceleri yayınlanan ve reyting rekorları kıran, insanların ( hele hele gençlerimizin ) bakışını, gülüşünü, yürüyüşünü vs. değiştiren Deli Yürek dizisine sadece ve sadece bir defa bakma şerefine nail olmuş biri olarak (ki o da aşırı meraktan olsa gerek) açıkçası bu sinema versiyonundan da öyle pek umutlu değildim. Amma velakin filmden çıktıktan sonra sanki " Ulen şu ikiz kuleler üçüz olsaydı da birini de ben yıksaydım" diyesim gelmedi de değil.

Güzel ülkemizin çeyrek asrı aşkın süredir kanayan yarası olan Güneydoğu ve bu yarayı kanatan ve terör denilen şey bu filmde "terör bir bumerangdır. Birgün fırlatana geri döner!" felsefesi ile anlatılmaya çalışılmış ki dikkatli sinema izleyicileri yaz sonunda vizyona giren Swordfish/Kod Adı Kılıçbalığı adlı filmde de benzer bir tema işlendiğini hatırlayacaklardır.

Daha jenerikte Şam'dan Erzurum'a kadar güneydoğudaki eyaletlerin nasıl paylaşıldığını gösteren harita ve fondan yükselen ingilizce, farnsızca, kürtçe, ermenice vs. konuşma sekansları ile izleyicinin dikkatini çekmeyi başaran film temposunu hiç kaybetmeden yaklaşık iki saat süre ile sizleri vicdanınızla başbaşa bırakıyor ve zaman geçtikçe hayretler içinde kalıyorsunuz. Hele filmin ikinci yarısında Selçuk Yöntem'in canlandırdığı Bozo karakterinin de filme aktif olarak dahil olması ile filmdeki adrenalin ikiye katlanıyor.

Genel manada Deli Yürek: Bumerang Cehennemi politik içerikli bir aksiyon filmi. Dizideki izlenen "Bu zamanlar Türkiye.." tanımlaması devam ediyor filmde ama bana göre dizidekinden kat kat iddialı biçimde ve de direkt olarak ABD'yi hedef alarak. (Az önce yukarıda belirttiğim üçüz kule esprisi de buradan geliyor zaten:). Ayrıca filmde hizbullahçı polisler, işbirlikçi ordudan atılma askerler'den tutun süryani kökenli kiralık katillere kadar ve amerikan orjinli imamlara kadar yok yok. Filmde komplo üstüne komplo kuruluyor, silahlar konuşuyor, mağaralar infilak ediyor. Ve ilginçtir, benim izlediğim salon dahil hemen her salonda filmin final sahnesinde alkışlar kopmuş. Bu da demek oluyor ki yönetmen Osman Sınav gerçekten halkımızın ruhuna dokunabilmeyi başarmış.

Türk Sinemasında Bir İlk...

Gelelim filmdeki teknik unsurlara ve oyunculuğa. Filmi diziden ayıran bir başka unsur da oyuncu kadrosu olmuş. Diziden sadece Kenan İmirzalıoğlu kadroda ve küçük bir sekansdada Kuşçu adlı karakter görünüyor. Geri kalanların tümü diziden farklı oyuncular ama bana kalırsa bu çok iyi olmuş. Neden derseniz dizideki oyuncuların performansları (hele hele o istihbaratın başındaki pala bıyıklı adam ve mafya babası karakteri) zaman zaman fazlasıyla yapmacık kalıyordu. Filmde ise yeşilçam'ın emektar oyuncuları Haluk Kurdoğlu, Macit Sonkan, Zafer Ergin rollerinin hakkını fazlasıyla vermişler. Ama aynı şeyleri Zeynep rolündeki Melda Bekcan ve yaralı gelinimiz Zara için söylemek zor. Melda Bekcan güzelliğinden başka, Zara ise güzel sesi ile yaktığı ağıtlardan başka birşey katamamış filme. Kahramanımız Yusuf'u canlandıran Kenan İmirzalıoğlu ise gerçekten başarılı ve artık bu tarz rollerin Türkiye'deki en önde gelen oyuncusu olduğunu göstermek istercesine zaman zaman kendini aşan bir performans sergilemiş.

Yönetmen Osman Sınav için ise söylenecek pek birşey yok aslında. Kendisi bana göre Türkiye'nin sayılı yönetmenlerinden birisi. Neden derseniz "Süper Baba" gibi yayından kaldırılması düşünülen bir diziyi zirveye çıkaran, "Sıcak Saatler" tarzı bir diziyi TV ekranlarına taşıyan ve "Deli Yürek" ile üç yıldır izlenme rekorları kırmış bir yönetmen için başka söze gerek yok sanırım. Bu filmde de kullandığı anlatım teknikleri ki özellikle Mardin'in ara sokaklarında çektiği nefes kesen görüntüler ve gerilim yüklü anlatım ile bunu zaten kanıtlyor kendisi.

Filmde kullanılan patlama sahneleri Almanya'dan gelen bir ekip tarafından hazırlanmış. Filmin sesleri de İngiltere'de Er Ryan'ı Kurtarmak filminin hazırlandığı stüdyolarda kaydedilmiş. Filmin toplam maliyetinin 2 milyon doları aştığı söyleniyor.

Son olarak ülkemizdeki 25 yılı aşkın süredir varolan terörün birgün bitmesi umuduyla bu uğurda canını feda eden yaklaşık 30 000 insanımızın ailelerine başsağlığı dilerken sizleri Yusuf ve Bozo arasında geçen birkaç diyalog ile başbaşa bırakıyorum. Sevgiler...

***

Bozo: "Kasap Hasan diye biri yok Yusuf.. Kuzey Dakota'lı David var. Bunların fiziği bizim Kürtler'e çok benzer. Anadili gibi Kürtçe konuşurlar. Hatta lehçe farklılıklarını kullanabilecek kadar iyi.. Yıllar önce buraya gelip esnaf gibi yerleşirler. İmam gibi, esnaf gibi, dağa çıkan çoban gibi. Bunlar da Amerikan derin devletinin yerleştirdiği kozmik bilgilerle donatılmış gayri nizami harbi iyi bilen adamlar...

***

Yusuf: "Seni anlamıyorum.. Adam bildiklerini söyledi diye ağzına mı sıkılır?"
Bozo: "Ne o sustu diye ağzına sıktım ne de bu konuştu diye.. Bu memleketin ekmeğini yiyip ihanet eden; bir gün mutlaka ekmeğini yediği yerden kurşunu da yer..."
( Bu diyalog filmin galasında ayakta alkışlanmış. Bu da bir dip not.)
Mutasyon



 
Miroğlu da ağlar
"Deli Yürek"te bu akşam duygu sağanağı yaşanıyor... Tuzaktan kurtulan Yusuf, Fahri Baba'nın kollarında can vermesiyle yıkılıyor

Deli Yürek, unutulmaz maceralarıyla yaz ekranına heyecan katmaya devam ediyor. Dizide bu akşam: Tuzaktan kurtulan Yusuf Miroğlu, Ağabey ve Bozo'nun uyarılarıyla başına bela açan Sir'ü bağışlamak zorunda kalır. Miroğlu yine de amacına ulaşmış tüm suçlamalardan aklanmıştır. Üstelik Savaş Doğan'a da müthiş bir sürpriz hazırlamıştır.

Yusuf'un sürprizi karşısında deliye dönen Savaş Doğan, birimdeki görevinden uzaklaştırılınca Yusuf'tan şahsi intikamını almak için daha serbest bir ortam kazanır. Yusuf'un artık onarması gereken bir evliliği vardır. Ama, istemeden de olsa eşi Zeynep'i çok büyük bir drama tanıklık ettirecektir.

DELİYÜREK VİCDAN AZABI ÇEKİYOR
Fahri Baba'nın kollarında son nefesini vermesi Zeynep ve Yusuf'ta büyük bir tahribat yaratır. Zeynep, Yusuf'a dair gelecek hayallerini yeniden gözden geçirir. Yusuf ise Fahri Baba'nın ölümünden ötürü kendisini suçlu hissetmektedir. Bu arada Ağabey birimdeki görevine çok hızlı başlar. Savaş Doğan da yeni şirketiyle ilk raconunu kesmiştir bile... Yusuf'tan alacağı intikam daha bitmemiştir.

Yusuf'un hissettiği suçluluk duygusundan Kuşçu bile onu vazgeçiremez. Bunun üzerine Kuşçu, Yusuf'u yalnızlığıyla başbaşa bırakır. Yusuf herkesten uzakta, tek başına, yapayalnızdır.
Sabah



 
DELİYÜREK YENİDEN TELEVİZYONDA
Deli Yürek: Bumerang Cehennemi filmi 24 Eylül Cuma akşamı yeniden ekranlara gelecek. 2000 yapımı film; en son birkaç ay önce yayınlanmıştı. Film; saat 20.30'da Atv ekranlarına gelecek.

Filmde; Yusuf Miroğlu, nişanlısı Zeynep ile beraber asker arkadaşı Cemal'in düğünü için Diyarbakır'a gelir. Sonunda düğün günü gelir. Herkes son derece mutludur; ancak Gaffar Okkan'ın dostu olan arkadaşı Cemal düğün sırasında bir suikaste kurban gider. Bu olayın üzerindeki şüpheler Miroğlu'nu Güneydoğu'ya ait başka bir serüvenin içine doğru çeker.

Yönetmenliğini Osman Sınav'ın yaptığı, başrollerini Kenan İmirzalıoğlu, Melda Bekcan ve Selçuk Yöntem'in paylaştığı film günümüz için de güncelliğini korumakta. ABD'nin küresel siyaseti, Güneydoğu ve Irak'ın kuzeyinde dönen oyunlar; tüm gerçekliğiyle bu filmde gözler önüne seriliyor.
Uğur Demirci