
 |
|
...VE DELİ YÜREK ARAMIZDA |

Yeni Ufuklar Kulübü olarak bir kez daha
başarılması güç bir organizasyona imzamızı attık; bu zamana kadar bir
çok kulübün getirmek istediği DeliYürek filminin başarılı ve yakışıklı
oyuncusu Kenan İmirzalıoğlunu Fatih Üniversitesi öğrencileri ile
buluşturduk.
Sadece omu? Elbette hayır; filmin başarılı yönetmeni Osman Sınav ve
önemli oyuncularından Emin Gürsoy da aramızdaydı.
DELİYÜREK BUMERANG CEHENNEMİ Üniversitemiz öğrencilerinin oyları ile
"YILIN EN BAŞARILI YERLİ SİNEMA FİLMİ" seçildi.
"YILIN EN BAŞARILI YÖNETMENİ" seçilen Osman Sınav
"YILIN EN BAŞARILI ERKEK OYUNCUSU" seçilen Kenan İmirzalıoğlu
ve filmde ki başarısından dolayı Sayın Emin Gürsoy
Yeni Ufuklar Kulübü'nün düzenlediği bir törenle ödüllerini aldılar.
Ödül Töreninden sonra konuklarla söyleşi kısmına geçildi ve öğrenciler
dizi, sinema filmi ve oyuncular hakkında merak ettikleri her şeyi
sordular.
Genelde sorular Kenan İmirzalıoğlu ile filmde canlandırdığı Yusuf
Miroğlu karakteri arasındaki benzerlik üzerine yoğunlaştı. Yakışıklı
oyuncu her ne kadar inkar etse de gerçekten aralarındaki benzerlik
aşikardı.
İzleyiciler arasındaki yaygın kanı artık Kenan İmirzalıoğlu'nu farklı
rollerde de görme isteğiydi.
Ayrıca merak edilen bir konuda dizinin ve sinema filminin konusu
dolayısıyla bir tepki alıp almadığıydı. Osman Sınav tepki aldıklarını
ancak söylediklerinin hepsinin gerçek olduğunu belirtti.
Programda ayrıca Emin Gürsoy Kuşçu'nun ağzından bir şiir okudu.
Öğrencilerin yoğun katılımları ile gerçekleşen program konuklarımızı
oldukça memnun etti.
Osman Sınav gördükleri yoğun ilgiden büyük pozitif elektrik
aldıklarını söyleyerek bundan sonra daha da güzel projelere imza
atacaklarını söyledi. |
|
Yeni Ufuklar Kulübü |
|
Deli Yürek: Bumerang Cehennemi |
Gösterim Tarihi: 7
Aralık 2001
Yönetmen: Osman Sınav
Senaryo: Naci Şaşmaz, Osman Sınav
Görüntü Yönetmeni: Tevfik Şenol
Müzik: Aria
Oyuncular: Kenan İmirzalıoğlu , Melda Bekcan , Oktay Kaynarca , Selçuk
Yöntem , Macit Sonkan , Zafer Ergin , İştar Gökseven , Haluk Kurdoğlu
, Bülent Kayabaş
Türü: Macera
Süresi: 100 dk.
Yapım: 2001, Türkiye
Miroğlu Artık Beyazperde'de...
Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşanan terör tehlikesinin, halkın
yaşadığı zorlukların ve çekilen acıların anlatıldığı “Deli Yürek –
Bumerang Cehennemi”, Türkiye'nin büyük şehirlerinde yaşanan hayattan
çok çok farklı bir hayatı gözler önüne seriyor. Televizyonlarda
reyting rekorları kıran, “Deli Yürek” dizisinin sinema versiyonu olan
film, Deliyürek namıyla anılan Yusuf Miroğlu adlı karakterin, terör
örgütlerinin cirit attığı Güneydoğu Anadolu'da giriştiği mücadeleyi
konu alıyor…
Konu: Sevgilisi Zeynep'le (Melda Bekcan) beraber asker arkadaşı
Cemal'in (Oktay Kaynarca) düğünü için Diyarbakır'a giden Yusuf Miroğlu
(Kenan İmirzalıoğlu), düğün sırasında suikaste kurban giden Cemal’in
cinayetini aydınlatmaya karar verir. Olayı araştırmaya başlayan
Miroğlu, izleri takip ettikçe kendini, hiç hesapta olmayan bir takım
olayların ve büyük bir savaşın ortasında bulur. |
| Deliyürek |
| Sedat Peker
Söyleşisinde Deliyürek |
Başrolünü Kenan
İmirzalıoğlu'nun oynadığı Deli Yürek dizisi var. Dizi hakkındaki
düşünceleriniz nedir?
Bir çok insan var ki, benim gibi okuduğu Köroğlu ve Robin Hood
kitaplarının etkisinde kalıp başına iş açmış. Ben belki zekiyim ve bir
çok çıkış yolu bulabiliyorum. Kendi derdimi anlatabiliyorum. Ben
Cüneyt Arkın'ın, Kadir İnanır'ın filmlerinin etkisinde kalmış nice
insanlar gördüm, cezaevine düşüyor. Orada kimi kimsesi, içecek
sigarası bile yok. Bir filmin kurbanı olan inanı, çok insan gördüm.
Gerçek hayat filmlerde olduğu gibi olmuyor. Senaryoyu yazan insanlara
karşı, oyuncularına karşı bir tepkim yok. Anlattığı hicivlerin hepsi
de doğru. Ama birileri o filmlerden etkilenip tüm gençliklerini
cezaevlerinde geçirecek hadiselere bulaşırlarsa, vicdan azabı çekmeyi
gerektirir diye düşünüyorum.
Filmde anlatılanları doğru buluyorsunuz,
ama özellikle Miroğlu karakterinin gençlere zarar verebileceğini
düşünüyorsunuz...
Senaryodaki herşey gerçek. Filmdeki arkadaşları eleştirmiyorum.
Şartlar ne olursa olsun, o filmlerden etkilenenler oluyor. İnanın
böylelerini çok gördüm. Cüneyt Arkın'dan kadir İnanır'dan etkilenmiş,
köyündeki nişanlısına hava atmak için bir kahramanlık senaryosunun
içine girmiş. Sonra cezaevlerinde kanı beş para etmeyen adamların
bulaşıklarını yıkayanları gördüm. Çok dikkatli olmak lazım.
Miroğlu karakteri için Peker benzetmesi
de yapıldı...
Benzetmeler yapıldı. Ben öyleyim, demiyorum. Kendimle kıyaslanmasına
karşıyım. Sonuçta ben benim. O filmdeki karakter de o filmin
karakteri. Köroğlu da Köroğlu'dur. |
| (Birol Aydın'ın
Sedat Peker söyleşisinden alınmıştır) |
|
Miroğlu ölüm koğuşunda |
Deliyürek'te umutlar
tükeniyor. Emniyete teslim olan Yusuf bu akşamki bölümde ölüm koğuşuna
düşüyor
Kenan İmirzalıoğlu'nun başrolünü üstlendiği "Deli Yürek" unutulmaz
maceralarıyla yaz ekranına da heyecan katmaya devam ediyor. Savaş
Doğan'ın haraç kestiği 18 milyon doları elinden alan Yusuf emniyete
teslim olur. Artık Yusuf için firarlık bitmiş maphusluk başlamıştır.
Aslında Yusuf'un Diyarbakır'da ulaştığı bilgileri elde etmek isteyen
Sir için bulunmaz bir fırsattır bu...
ÖLÜMÜN NEFESİ
Sir, Yusuf'u örgüt koğuşuna yerleştirir. Yusuf için o koğuşta kalmak
mezarda olmaktan farksızdır. Olan biteni öğrenen Ağabey, Ayşegül'ü
haberdar eder. Ancak ellerinden gelen çok fazla bir şey yoktur.
Üstelik Savaş Doğan parayı geri alabilmek için Fahri Baba'ya işkence
etmektedir. Miroğlu için ölüm, hiç bu kadar yakında olmamıştır. |
| Sabah |
|
Deli Yürek ve sinemamız |
Türkistan’da Ahmet
Yesevi Üniversitesi’nin Medeniyet Ortalığı... Görkemli gösteri salonu
800 kişilik. Salon tıklım tıklım... Sahnede yarışçılar. Beşer kişilik
takımlar birbiriyle Türkçe bilgisi yarışındalar... Adları ilginç:
Yesevi Torunları, Alev, Asena ve DELİ YÜREK...
Evet yine Deli Yürek karşımıza çıkıyor. Deli Yürek takımı sahneye
bir de resim asmış... İki horozdan biri YUSUF... Diğerine “Bir
çöplükte iki horoz olmaz” diyor. Yusuf’un özdeyişi... Topluluk
kendilerine adlar takmış... Takım lideri: YUSUF... Zeynep, Ayşegül ve
Deli Yürek dizisinden diğer kahramanların adları... Yarışma sırasında
sık sık Deli Yürek’ten söz ediliyor. Yanımdaki rektör yardımcısı
kulağıma eğilip isteğini tekrarlıyor: “Efendim, Yusuf buraya
gelmeli...”
Şimdilerde Kazakistan’da doğan çocuklara oğul ise Yusuf, kız ise
Zeynep adı verilir oldu. Halk Irak savaşının sonucu kadar Yusuf’un
hapisten kurtulup kurtulmayacağını, Zeynep’in iyileşip
iyileşmeyeceğini merak ediyor.
Yahu dostlarım Ömer Lütfi Mete ve Osman Sınav... Siz neler
yapmışsınız böyle... Ve görünsün nitelikli sinemanın gücü...
Şimdi aynı başarı “Kurtlar Vadisi” için anlatılıyor. Ama onu
sadece uydu anteni olanlar görebiliyor. Bir şeyler yapmalı bu tür
filmler Türk Dünyası’nda daha çok gösterilmeli. 1990’a doğru Moskova
televizyonlarında gösterilen “Çalıkuşu” on yılların olumsuz
propagandasını nasıl da dengelemişti. Kültür Bakanımız Erkan Mumcu’ya
selam ederim. Bu sinema işini sıkı tutmak gerek. Sinemaya destek
vermek şart.
Unutmayalım... ABD sineması dünyayı ele geçirmişse, bunda uzun
yıllar uygulanan vergi almama siyasetinin etkisi çok büyüktür. Yine
söylüyorum Batılıların dediklerine kulakları kapayıp, yaptıklarına
gözümüzü açmak zorundayız.
Kimse “yerli sinema” diye burun kıvırmasın. Hayır! O
beğenmediğiniz yerli filmlerdeki “gerçeklik ve insanlık durumu”,
hayranlıkla izlediğiniz Amerikan filmlerinden daha yukarıdadır. İyi
Amerikan filmleri yok mu? Çook!.. Ama devede kulak... Şu
televizyonları dolduran, birbirinin kopyası, bitmez tükenmez araba
çarpışmaları, sonu gelmeyecek adam öldürmelere siz iyi film diyor
musunuz?
Yerli filmlerin hepsi iyi mi? Yook!.. Ama çok iyileri yapıldı ve
yapılıyor. Uçurtmayı Vurmasınlar, Vizontele, Gönderilmemiş Mektuplar,
Abuzer Kadayıf, Komiser Şekspir, Eşkıya son yıllarda niteliğin üst
sınırlarını zorlayan yerli filmler değil mi? Demek ki yapabiliyoruz.
Öyleyse daha çoğunu ve daha güzellerini neden yapmayalım.
Neden bilgiyle ve bilinçle sinema sanatımızı ve sanayiimizi
desteklemeyelim.
Şimdilerde belki unutuldu ama 1989’da sinemamız ölmek üzereyken
Kültür Bakanlığı’nın çabaları ile bugünlere gelecek yol açılmıştır.
Nasıl mı? Önce sinema kurultayı, sektörle el ele işler, büyük para
desteği, Orimaj’a üyelik, Oskar’a adaylık, bakanlık bünyesinde destek
birimi vb. ile...
Sen istersen yapamayacağın işler değildir bu işler... |
| Namık Kemal
Zeybek |
|
|
Yiğidi Gül Ağlatır |
Yiğidi gül ağlatır gam öldürür
Nice namert ava çıksa
Tuzak kursa, kurşun atsa
Yiğidi çökertmez kahır
Bir dem yar hüzünle baksa
Bir gönül gözüyle baksa
Yiğidi gül ağlatır gam öldürür
Düşman yılan olup soksa
Dokuz kavim taşa tutsa
Yiğidi çökertmez kahır
Bir dem yar hüzünle baksa
Bir gönül gözüyle baksa
Yiğidi gül ağlatır gam öldürür...
Yiğidi gül ağlatır gam öldürür...
Öldürür... Eyvah... |
|
Söz:
Ömer Lütfi Mete
Beste:
Cengiz Onural |
|
Yusuf İdim Davut Oldum |

Öfkem volkan lavlarım güneş boyu
Deniz dediğin de ne bir ufak kuyu
Şu deli yüreğimi söndürmez suyu
Buzullar tutamaz bu ateşi
Kestim işi koydum başı
Bir oldu beş duyu, hepsi de ateş duyu
Sildim dünyayı
Kara sevdayı
Kuru sevdayı
Koptu deli yüreğim
Koptu kıyamet
Çıkma önüme koca dağ yıkıl git
Budur benim tufan olup yağdığım vakit
Hangi güç vurabilir bana kilit
Yusuf idim Davut oldum
Bulut oldum, barut oldum
Bir oldu beş duyu, hepsi de ateş duyu
Sildim dünyayı
Kara sevdayı
Kuru sevdayı
Koptu deli yüreğim
Koptu kıyamet |
|
Söz:
Ömer Lütfi Mete
Müzik:
Cengiz Onural |

Türkiye
Türklerindir

|
|
Deli Yürek |
Varlığın yakıyor, yokluğun yok ediyor
Durmuyor deli yüreğim, durmuyor deli yüreğim.
Zalım yar, zalımsın yar.
Durmuyor deli yüreğim, durmuyor deli yüreğim.
Yeryüzü almıyor bedenimi
Göklere sığamıyorum
Sessizce durup, usulca sokulmak varken
Tut kendini yüreğim diyorum.
Haydarinna rinna rinna rina nay
Haydarinna rinna nay
Haydarinna rinna rinna rina nay
Varlığın yakıyor, yokluğun yok ediyor
Durmuyor deli yüreğim, durmuyor deli yüreğim. |
|
Söz:
Ömer Lütfi Mete
Müzik:
Cengiz Onural |
|
|
Deli Yürek Bumerang Cehennemi |

Yönetmen: Osman Sınav
Senaryo: Raci Şaşmaz ve Osman SınavYapımcı: Mustafa Şevki Doğan
Görüntü Yönetmeni: Tevfik Şenol
Oyuncular: Kenan İmirzalıoğlu (Yusuf Miroğlu), Melda Bekcan (Zeynep),
Selçuk Yöntem (Bozo), Oktay Kaynarca (Cemal), Macit Sonkan (Kasap
Hasan), Zafer Ergin (Şeref), İştar Gökseven (Doğan) ve Zara.
Miroğlu Güneydoğu'da...
Merhaba sevgili mutasyoncular... Deyim yerindeyse uzun bir aradan
sonra sinema köşemizde yeniden beraberiz. Bu defa bir türk filmini
sizler için analiz etmeye çalıştım. Ama ne Türk filmi...
Konuya kısaca değinecek olursak, kahramanımız ve memleketin medar-ı
iftiharı aynı zamanda ünlü bir Japon otomotiv markasının İstanbul
distribütörü Yusuf Miroğlu can dostu Cemal'in düğünü için Diyarbakır'a
gelir. Fakat Cemal bu mutlu gününde bir suikaste uğrar ve sırları ile
birlikte bu dünyaya veda eder. Lakin, malumunuz kahramanımızın
bedenini yeryüzü almamakta gökyüzüne sığamamaktadır. Dolayısıyla
içinde Gaffar Okkan cinayeti dahil pek çok karanlık gerçek Miroğlu'nu
beklemektedir.
Gerçeklerle Yüzleşmeye Hazır Olun...
Öncelikle belirtmeliyim ki ben malum Türkiye'nin en çok izlenen haber
bülteninin ardından Pazartesi geceleri yayınlanan ve reyting rekorları
kıran, insanların ( hele hele gençlerimizin ) bakışını, gülüşünü,
yürüyüşünü vs. değiştiren Deli Yürek dizisine sadece ve sadece bir
defa bakma şerefine nail olmuş biri olarak (ki o da aşırı meraktan
olsa gerek) açıkçası bu sinema versiyonundan da öyle pek umutlu
değildim. Amma velakin filmden çıktıktan sonra sanki " Ulen şu ikiz
kuleler üçüz olsaydı da birini de ben yıksaydım" diyesim gelmedi de
değil.
Güzel ülkemizin çeyrek asrı aşkın süredir kanayan yarası olan
Güneydoğu ve bu yarayı kanatan ve terör denilen şey bu filmde "terör
bir bumerangdır. Birgün fırlatana geri döner!" felsefesi ile
anlatılmaya çalışılmış ki dikkatli sinema izleyicileri yaz sonunda
vizyona giren Swordfish/Kod Adı Kılıçbalığı adlı filmde de benzer bir
tema işlendiğini hatırlayacaklardır.
Daha jenerikte Şam'dan Erzurum'a kadar güneydoğudaki eyaletlerin nasıl
paylaşıldığını gösteren harita ve fondan yükselen ingilizce, farnsızca,
kürtçe, ermenice vs. konuşma sekansları ile izleyicinin dikkatini
çekmeyi başaran film temposunu hiç kaybetmeden yaklaşık iki saat süre
ile sizleri vicdanınızla başbaşa bırakıyor ve zaman geçtikçe hayretler
içinde kalıyorsunuz. Hele filmin ikinci yarısında Selçuk Yöntem'in
canlandırdığı Bozo karakterinin de filme aktif olarak dahil olması ile
filmdeki adrenalin ikiye katlanıyor.
Genel manada Deli Yürek: Bumerang Cehennemi politik içerikli bir
aksiyon filmi. Dizideki izlenen "Bu zamanlar Türkiye.." tanımlaması
devam ediyor filmde ama bana göre dizidekinden kat kat iddialı biçimde
ve de direkt olarak ABD'yi hedef alarak. (Az önce yukarıda belirttiğim
üçüz kule esprisi de buradan geliyor zaten:). Ayrıca filmde
hizbullahçı polisler, işbirlikçi ordudan atılma askerler'den tutun
süryani kökenli kiralık katillere kadar ve amerikan orjinli imamlara
kadar yok yok. Filmde komplo üstüne komplo kuruluyor, silahlar
konuşuyor, mağaralar infilak ediyor. Ve ilginçtir, benim izlediğim
salon dahil hemen her salonda filmin final sahnesinde alkışlar kopmuş.
Bu da demek oluyor ki yönetmen Osman Sınav gerçekten halkımızın ruhuna
dokunabilmeyi başarmış.
Türk Sinemasında Bir İlk...
Gelelim filmdeki teknik unsurlara ve oyunculuğa. Filmi diziden ayıran
bir başka unsur da oyuncu kadrosu olmuş. Diziden sadece Kenan
İmirzalıoğlu kadroda ve küçük bir sekansdada Kuşçu adlı karakter
görünüyor. Geri kalanların tümü diziden farklı oyuncular ama bana
kalırsa bu çok iyi olmuş. Neden derseniz dizideki oyuncuların
performansları (hele hele o istihbaratın başındaki pala bıyıklı adam
ve mafya babası karakteri) zaman zaman fazlasıyla yapmacık kalıyordu.
Filmde ise yeşilçam'ın emektar oyuncuları Haluk Kurdoğlu, Macit Sonkan,
Zafer Ergin rollerinin hakkını fazlasıyla vermişler. Ama aynı şeyleri
Zeynep rolündeki Melda Bekcan ve yaralı gelinimiz Zara için söylemek
zor. Melda Bekcan güzelliğinden başka, Zara ise güzel sesi ile yaktığı
ağıtlardan başka birşey katamamış filme. Kahramanımız Yusuf'u
canlandıran Kenan İmirzalıoğlu ise gerçekten başarılı ve artık bu tarz
rollerin Türkiye'deki en önde gelen oyuncusu olduğunu göstermek
istercesine zaman zaman kendini aşan bir performans sergilemiş.
Yönetmen Osman Sınav için ise söylenecek pek birşey yok aslında.
Kendisi bana göre Türkiye'nin sayılı yönetmenlerinden birisi. Neden
derseniz "Süper Baba" gibi yayından kaldırılması düşünülen bir diziyi
zirveye çıkaran, "Sıcak Saatler" tarzı bir diziyi TV ekranlarına
taşıyan ve "Deli Yürek" ile üç yıldır izlenme rekorları kırmış bir
yönetmen için başka söze gerek yok sanırım. Bu filmde de kullandığı
anlatım teknikleri ki özellikle Mardin'in ara sokaklarında çektiği
nefes kesen görüntüler ve gerilim yüklü anlatım ile bunu zaten
kanıtlyor kendisi.
Filmde kullanılan patlama sahneleri Almanya'dan gelen bir ekip
tarafından hazırlanmış. Filmin sesleri de İngiltere'de Er Ryan'ı
Kurtarmak filminin hazırlandığı stüdyolarda kaydedilmiş. Filmin toplam
maliyetinin 2 milyon doları aştığı söyleniyor.
Son olarak ülkemizdeki 25 yılı aşkın süredir varolan terörün birgün
bitmesi umuduyla bu uğurda canını feda eden yaklaşık 30 000
insanımızın ailelerine başsağlığı dilerken sizleri Yusuf ve Bozo
arasında geçen birkaç diyalog ile başbaşa bırakıyorum. Sevgiler...
***
Bozo: "Kasap Hasan diye biri yok Yusuf.. Kuzey Dakota'lı David var.
Bunların fiziği bizim Kürtler'e çok benzer. Anadili gibi Kürtçe
konuşurlar. Hatta lehçe farklılıklarını kullanabilecek kadar iyi..
Yıllar önce buraya gelip esnaf gibi yerleşirler. İmam gibi, esnaf
gibi, dağa çıkan çoban gibi. Bunlar da Amerikan derin devletinin
yerleştirdiği kozmik bilgilerle donatılmış gayri nizami harbi iyi
bilen adamlar...
***
Yusuf: "Seni anlamıyorum.. Adam bildiklerini söyledi diye ağzına mı
sıkılır?"
Bozo: "Ne o sustu diye ağzına sıktım ne de bu konuştu diye.. Bu
memleketin ekmeğini yiyip ihanet eden; bir gün mutlaka ekmeğini yediği
yerden kurşunu da yer..."
( Bu diyalog filmin galasında ayakta alkışlanmış. Bu da bir dip not.)
|
|
Mutasyon |
|
Miroğlu da ağlar |
"Deli Yürek"te bu akşam
duygu sağanağı yaşanıyor... Tuzaktan kurtulan Yusuf, Fahri Baba'nın
kollarında can vermesiyle yıkılıyor
Deli Yürek, unutulmaz maceralarıyla yaz ekranına heyecan katmaya devam
ediyor. Dizide bu akşam: Tuzaktan kurtulan Yusuf Miroğlu, Ağabey ve
Bozo'nun uyarılarıyla başına bela açan Sir'ü bağışlamak zorunda kalır.
Miroğlu yine de amacına ulaşmış tüm suçlamalardan aklanmıştır. Üstelik
Savaş Doğan'a da müthiş bir sürpriz hazırlamıştır.
Yusuf'un sürprizi karşısında deliye dönen Savaş Doğan, birimdeki
görevinden uzaklaştırılınca Yusuf'tan şahsi intikamını almak için daha
serbest bir ortam kazanır. Yusuf'un artık onarması gereken bir
evliliği vardır. Ama, istemeden de olsa eşi Zeynep'i çok büyük bir
drama tanıklık ettirecektir.
DELİYÜREK VİCDAN AZABI ÇEKİYOR
Fahri Baba'nın kollarında son nefesini vermesi Zeynep ve Yusuf'ta
büyük bir tahribat yaratır. Zeynep, Yusuf'a dair gelecek hayallerini
yeniden gözden geçirir. Yusuf ise Fahri Baba'nın ölümünden ötürü
kendisini suçlu hissetmektedir. Bu arada Ağabey birimdeki görevine çok
hızlı başlar. Savaş Doğan da yeni şirketiyle ilk raconunu kesmiştir
bile... Yusuf'tan alacağı intikam daha bitmemiştir.
Yusuf'un hissettiği suçluluk duygusundan Kuşçu bile onu vazgeçiremez.
Bunun üzerine Kuşçu, Yusuf'u yalnızlığıyla başbaşa bırakır. Yusuf
herkesten uzakta, tek başına, yapayalnızdır. |
| Sabah |
|
DELİYÜREK YENİDEN TELEVİZYONDA |
Deli Yürek: Bumerang
Cehennemi filmi 24 Eylül Cuma akşamı yeniden ekranlara gelecek. 2000
yapımı film; en son birkaç ay önce yayınlanmıştı. Film; saat 20.30'da
Atv ekranlarına gelecek.
Filmde; Yusuf Miroğlu, nişanlısı Zeynep ile beraber asker arkadaşı
Cemal'in düğünü için Diyarbakır'a gelir. Sonunda düğün günü gelir.
Herkes son derece mutludur; ancak Gaffar Okkan'ın dostu olan arkadaşı
Cemal düğün sırasında bir suikaste kurban gider. Bu olayın üzerindeki
şüpheler Miroğlu'nu Güneydoğu'ya ait başka bir serüvenin içine doğru
çeker.
Yönetmenliğini Osman Sınav'ın yaptığı, başrollerini Kenan İmirzalıoğlu,
Melda Bekcan ve Selçuk Yöntem'in paylaştığı film günümüz için de
güncelliğini korumakta. ABD'nin küresel siyaseti, Güneydoğu ve Irak'ın
kuzeyinde dönen oyunlar; tüm gerçekliğiyle bu filmde gözler önüne
seriliyor. |
| Uğur Demirci |
|